Anadolu Uygarlıkları

Sümer Atasözleri

Sümer Atasözleri

***

Bekçisi köpek olmayan kentte
Tilki bekçilik yapar.


***

Gümüşü çok olan, mutlu olabilir
Tahılı çok olan, rahat olabilir
Hiçbir şeyi olmayan ancak, rahat uyuyabilir.
Sümer elinde yoksullar en sessiz insanlardır.

***

Yazmak hatipliğin annesi
sanatın babasıdır.

***

Annenin sözünü dinle,
Tanrı sözü gibi.

***

Evlenmek insan için bir lezzettir,
Ancak, akıl için bir zarardır.

***

Hükümdar gibi büyüyen, kul gibi yaşar
Kul gibi büyüyen, hükümdar gibi yaşar.

***

Düşmanından ihtiyatlı gez
Tıpkı bir eski ocaktan(sönmüş ateş yerinden) ihtiyatlı
Geçişin gibi.

***

İyi söz herkesin dostudur.

***

Kadın insanın geleceğidir.
Oğul insanın kurtarıcısıdır.
Kız isnanın mutluluğudur,
Gelin insanın mutsuzluğudur.

Kaynak:  5000 Yıllık Sümer -Türkmen Bağları – Begmyrat Gerey s. 112

2,680 toplam görüntüleme, 1 kez bugün görüntülendi

Yayınlandı: 5 Mart 2011 | Yorumlar: 0

Sümerler

Sümerler  (*)

Sümerler, büyük bir olasılıkla İ.Ö. dördüncü binyılda ya da daha önce doğudan Mezopotamya’ya gelmiş Sami ya da Hint-Avrupa kökenli olmayan bir halktı.


Sümer akınları zamanında Dicle ve Fırat Irmakları arasındaki ülkenin büyük bölümünde Samilerin yerleşik oldukları kesindir ve Sümerlerin girişiyle iki ırmağın idaresi için iki halk arasında başlayan mücadele iki bin yıl kadar sürdü. Bugünkü verilerimizle baktığımızda, ilk galip gelen Sümerlerdi. Sümerlerin bir zamanlar Mezopotamya’nın en iyi bölgelerine hakim olduklarını, fetihlerini daha uzak ülkelere kadar götürdüklerini düşünmek için geçerli neden vardır. İ.Ö. dördüncü bin yıldaki bu fetih ve iktidar dönemi sırasında Sümerler ekonomik, sosyal ve politik örgütlenmelerinde önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Bununla gelen tinsel ve dinsel kavramların büyümesi ve gelişmesiyle, bu önemli sürecin, dördüncü bin yılda Sümerler ile ilişki kuran Yakın Doğu halklarının üstünde silinmez bir etki bırakmış olmalıdır.
Ama Samilerin Sümerler tarafından yenilgiye uğratılması iki halk arasında Mezopotamya’nın yönetimi için baş gösteren mücadelenin sonu olmadı. Kuşkusuz Arap yanmadasından gelen yeni göçebe akınlarının yardımıyla, Samiler giderek güçlerini yeniden kazandılar ve daha da saldırganlaştılar. Böylece üçüncü bin yılın başlarında Sümerlerin Mezopotamya’nın daha güneyine, Nippur’dan Basra Körfezine, sürüldüklerini görürüz. Kuzey Nippur’da Samiler iyice yerleşmiş gibidirler.
Yaklaşık olarak üçüncü bin yılın ortalarında, Akad hanedanlığının kurucusu büyük Sami fatihi Sargon harekete geçti. O ve onu izleyen krallar güneydeki Sümerlere saldırıp onları fena halde bozguna uğratmayı, üstelik, esir ettikleri kurbanlarının çoğunu kaçırıp yerlerine Samileri yerleştirmeyi alışkanlık haline getirdiler. Bu yenilgi Sümerler için sonun başlangıcı oldu. Üçüncü bin yılın sonunda Sümerlerin Mezopotamya’nın siyasi egemenliği için son bir çaba gösterdikleri ve “Üçüncü Ur Hanedanlığı”mn idaresinde belli bir başarıya eriştikleri doğrudur. Yine de, bir yüzyıldan fazla sürmeyen bu “Yeni-Sümer” krallığında önemli rollerin Samilerce oynandığı, hanedanlığın son üç kralının Sami adları taşımaları gerçeğiyle gösterilmiştir. İ.Ö. yaklaşık 2050’de son başkentleri Ur’un yok edilmesiyle Sümerler’in siyasi varlıkları giderek kayboldu. Bunun üzerinden çok geçmeden, üçüncü bin yılın sonlarına doğru aşağı Mezopotamya’ya nüfuz etmeye başlamış Sami bir halk olan Amurrular başkentleri olarak Babil kentini kurdular ve Hammurabi gibi hükümdarların idaresinde Mezopotamya üstünde geçici bir üstünlük sağladılar. Çünkü bir zamanlar Sümerler tarafından ele geçirilmiş ve yönetilmiş olan Babil kenti İ.Ö. ikinci ve birinci binyılda o kadar ün kazanmıştı ki bölge bu güne kadar kullanımda kalan Babilonya olarak bilinmeye devam etti.

(*) Sümer Mitolojisi, Samuel Noah Kramer, s. 29-30, Kabalcı Yayınevi, 2001

2,122 toplam görüntüleme, 1 kez bugün görüntülendi

Yayınlandı: 6 Aralık 2010 | Yorumlar: 0